Akşam yemeği bazı ailelerde sakin bir buluşma anından çok bir ikna mücadelesine dönüşebilir. Oysa seçici yeme; gelişimsel özelliklerin, duyusal farklılıkların, öğrenme deneyimlerinin ve aile içi etkileşimin birlikte rol oynadığı çok boyutlu bir durumdur. Bilimsel bulgular, lokmaları saymaktan önce sofradaki güveni anlamaya işaret ediyor. [1, 2]
Her seçici çocukta aynı sorun yoktur
Tipik seçici yeme ile Kaçıngan/Kısıtlı Gıda Alımı Bozukluğu (ARFID) aynı değildir. ARFID’de besin alımındaki kısıtlılık;
- büyümenin olumsuz etkilenmesine veya belirgin kilo kaybına,
- önemli besin ögesi eksikliklerine,
- beslenme desteğine bağımlılığa,
- okul, aile yemekleri ve sosyal yaşamda belirgin bozulmaya
yol açabilir.
ARFID genellikle üç örüntüyle ilişkilidir: Besinlerin duyusal özelliklerine karşı yoğun hassasiyet, yemeğe karşı belirgin ilgi azlığı ve kusma ya da boğulma gibi olumsuz sonuçlardan korkma. Bu örüntüler aynı çocukta birlikte de görülebilir. [4]
Büyümenin yavaşlaması, besin çeşitliliğinin giderek daralması, beslenme yetersizlikleri veya sosyal yaşamın belirgin biçimde etkilenmesi durumunda çocuk hekimi, diyetisyen ve gerekli durumlarda ruh sağlığı uzmanını içeren multidisipliner değerlendirme gerekir.
ARFID için geliştirilen CBT-AR gibi bilişsel davranışçı yaklaşımlar umut verici sonuçlar göstermektedir; ancak çocuk ve ergenlerdeki kanıtların önemli bir bölümü hâlen kontrollü olmayan ön çalışmalara dayanmaktadır. [5]
“Bir lokma daha” baskısı geri tepebilir
Çocuğun tabağını bitirmesi için ısrar etmek kısa vadede birkaç lokma kazandırıyor gibi görünebilir. Ancak uzun vadede yemeğin stres ve kontrolle eşleşmesine neden olabilir.
Üstelik ilişki tek yönlü değildir: Çocuk yemek seçtikçe ebeveynin kaygısı ve baskısı artabilir; baskı arttıkça çocuk daha fazla kaçınabilir. Uzunlamasına çalışmalar, seçici yeme ile baskıcı besleme uygulamaları arasında bu çift yönlü döngüyü desteklemektedir. [6]
Bu nedenle “Ye, sonra kalkabilirsin”, “Bir kaşık daha yersen tatlı var” veya “Beni üzmemek için ye” gibi cümleler yerine; sakin, öngörülebilir ve baskısız bir öğün düzeni oluşturmak daha işlevseldir.
Seçicilik her zaman “inat” değildir
Bazı çocuklar tatları, kokuları, dokuları veya sıcaklıkları diğer çocuklardan daha yoğun algılayabilir. Ağız içindeki beklenmedik bir doku, yetişkin için küçük bir farklılık olsa bile çocuk için rahatsız edici bir duyusal deneyime dönüşebilir.
Araştırmalar, duyusal işlemleme özellikleri ile seçici yeme arasında ilişki bulunduğunu gösteriyor. Bununla birlikte her seçici çocukta duyusal hassasiyet olmadığı gibi, seçiciliği yalnızca duyusal nedenlerle açıklamak da doğru değildir. Mizaç, gelişimsel dönem, öğrenme deneyimleri, genetik yatkınlık ve çevresel faktörler birlikte rol oynayabilir. Cinsiyet ve ağırlık durumu gibi bazı değişkenlerle ilgili bulgular ise hâlen tutarlı değildir. [3, 7]
Çocuğu “inatçı” olarak etiketlemek yerine, besini nasıl deneyimlediğini anlamaya çalışırız.
Sofradaki stres çift yönlüdür
Çocuğun beslenmesiyle ilgili kaygı duymak ebeveyn için son derece anlaşılırdır. Ancak kaygı yükseldikçe öğün boyunca yapılan uyarılar, pazarlıklar ve kontrol girişimleri de artabilir.
Bazı araştırmalarda ebeveynin kaygı ve depresyon belirtileri ile çocuğun seçici yeme davranışları arasında ilişki bulunmuştur. Fakat bu ilişki, “Seçiciliğin nedeni ebeveyndir” anlamına gelmez. Çocuğun uzun süren beslenme güçlüğü de ebeveyn stresini artırabilir. Ayrıca bazı çalışmalarda günlük besleme uygulamalarının, ebeveynin kaygı düzeyinden daha güçlü belirleyiciler olabileceği görülmüştür. [8, 9]
Dolayısıyla amaç ebeveyni suçlamak değil; hem çocuğu hem de ebeveyni içine alan stres döngüsünü fark ederek sofradaki güven duygusunu yeniden kurmaktır.
Çözüm zorlamada değil; yapı, tekrar ve güvenli katılımda
Çocuk beslenmesinde duyarlı yaklaşım, yetişkinin rehberliğini ortadan kaldırmaz. Tam tersine görevleri netleştirir.
Satter’ın Beslenmede Sorumluluk Paylaşımı modelinde görevler bu biçimde ayrılır. Kerzner ve arkadaşlarının klinik yaklaşımı da yetişkinin rehberlik ettiği ancak çocuğun açlık ve tokluk işaretlerine yanıt verdiği duyarlı besleme modelini destekler. [10]
Yeni bir besinin kabul edilmesi için bazı çocukların o besinle sekiz-on veya daha fazla kez, baskı olmadan karşılaşması gerekebilir. Ancak bu sayı kesin bir kural değildir; bazı çocuklar daha erken kabul ederken bazıları belirli bir besini hiç sevmeyebilir. Karşılaşmanın amacı çocuğu mutlaka yedirmek değil, besini giderek daha tanıdık ve güvenli hâle getirmektir. [11]
Çocuğun alışverişe, yıkamaya, karıştırmaya veya sofrayı hazırlamaya katılması da besinle “yeme zorunluluğu” olmadan temas etmesini sağlar. Çocukların hazırladıkları besinlerden daha fazla yiyebildiğini gösteren deneysel bulgular bulunmaktadır. [12]
Ailece yemek yemek, yetişkinin farklı besinleri doğal biçimde tüketerek model olması ve öngörülebilir bir öğün düzeni oluşturulması da daha olumlu yeme davranışlarıyla ilişkilidir. [13]
SONUÇ
Lokmaları değil, ilişkiyi büyütmek
Yemek seçiciliği; biyolojik hassasiyetler, gelişimsel evreler ve çevresel stresin karmaşık etkileşimidir. Çocuğun tabağındaki lokmaları saymak yerine sofradaki duygusal iklimi iyileştirmek, gıdayla güvenli ve sürdürülebilir bir ilişki kurmanın temelidir.
AKADEMİK DAYANAK
Kaynakça
- 1
Infant and Young Child Feeding: Model Chapter World Health Organization. Geneva: WHO; 2009.
- 2
Picky eating in children: causes and consequences Taylor CM, Emmett PM. Proceedings of the Nutrition Society. 2019;78(2):161–169.
- 3
Picky eating in children: a scoping review Chilman L, et al. International Journal of Environmental Research and Public Health. 2021;18(17):9067.
- 4
Avoidant/restrictive food intake disorder: a three-dimensional model Thomas JJ, et al. Current Psychiatry Reports. 2017;19:54.
- 5
Cognitive-behavioral therapy for avoidant/restrictive food intake disorder Thomas JJ, et al. International Journal of Eating Disorders. 2020;53(10):1636–1646.
- 6
Bi-directional associations between child fussy eating and parents’ pressure to eat Jansen PW, et al. International Journal of Behavioral Nutrition and Physical Activity. 2017;14:58.
- 7
Childhood fussy/picky eating behaviours: a systematic review Wolstenholme H, et al. International Journal of Behavioral Nutrition and Physical Activity. 2020;17:2.
- 8
Are parents’ anxiety and depression related to child fussy eating? de Barse LM, et al. Archives of Disease in Childhood. 2016;101(6):533–538.
- 9
Antecedents of picky eating behaviour in young children Emmett PM, Hays NP, Taylor CM. Appetite. 2018;130:163–173.
- 10
A practical approach to classifying and managing feeding difficulties Kerzner B, et al. Pediatrics. 2015;135(2):344–353.
- 11
Repeated exposure to foods and early food acceptance: a systematic review Spill MK, et al. USDA Nutrition Evidence Systematic Review; 2019.
- 12
Children eat more food when they prepare it themselves DeJesus JM, et al. Appetite. 2019;133:305–312.
- 13
Mealtime structure and responsive feeding practices Finnane JM, et al. Journal of Nutrition Education and Behavior. 2017;49(1):11–18.e1.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez. Çocuğunuzun büyümesi, besin alımı veya yeme davranışıyla ilgili kaygınız varsa çocuk hekiminiz ve çocuk beslenmesi alanında çalışan bir diyetisyenle görüşün.
